ANASAYFA HABER ARA RSS KAYNAĞI FOTOĞRAF GALERİ KÜNYE   Üye Ol - Üye Girişi 
 
12. Cumhurbaşkanı Kim Olacak? - (01.01.2012 11:02:36)
  Çok Okunan Yazılar
KIBRISCIK YAYLALARI HİZMET ÇOŞKUSU...
MENGEN VE AŞÇILIK SANATI...
Bir yer düşünün,iki dağ arasında kalan...
Berlin Duvarı'nı futbolla yıkıyoruz...
MENGENİN TARİHİ HİÇ BİRİMİZİ AFFETMEZ.....
Chef Cihan Erdogan Tokyo'dan yaziyor...
Benim bir babam vardı......
Yemek fotoğrafçılığı......
Edebiyatçılar... Haydi kaleme sarılın......
aytekin 08.02.2012
Kanser zor hastalık
saci ASLAN 16.11.2011
harika
M. BİLAL A 03.11.2011
DAHA GÜZEL BİR İŞVAR
aytekin 31.10.2011
Bilgilendirme
ahmet cele 30.10.2011
kurbanlık
Ahmet ERMİ 30.10.2011
çocuklar için sevindir
Özpelit 23.10.2011
Tufan Özyamak
ali yorulm 14.10.2011
hayırlısı olr inşaalla
meltem KOZ 12.10.2011
tam zamanı
Mine TAŞGÖ 02.10.2011
ÇOK GÜZEL
tufanözyam 09.06.2011
Teşekkür
Selçuk Çol 07.06.2011
Ellerine sağlık güzel
aytekin 18.05.2011
Tebrikler
SUPHİ SEZE 16.04.2011
öğrencilere saygı göst
Aytekin 14.04.2011
Geçmiş olsun
sevda ve 11.04.2011
tuba büyüküstüne
SERAP DORU 05.04.2011
TEBRİK EDERİM
şahin yerl 04.01.2011
belediye nasıl çalışıy
Ali Yaşar 20.12.2010
Destekliyorum
TURGAY ÜST 06.12.2010
SELAMLAR
Şükrü Köro 07.11.2010
Geçmiş olsun
aytekin 31.10.2010
GEÇMİŞ OLSUN
başar varo 04.10.2010
gaza gelmeyin.
İsmail Kar 29.08.2010
Aşcılık - MENGEN
Sercan SEZ 20.08.2010
SN ADNAN KARATAŞ
eren akdoğ 29.07.2010
teşekkür mesajı
yorum cu 29.07.2010
dilbilgisi
adnan kara 29.07.2010
yanlış
Adnan Sone 20.07.2010
HAYIRLI OLSUN.
berksu ata 15.07.2010
böle düğün yok
Dövmeli Mal’akh sahnede!
Dövmeli Mal’akh sahnede!

Büyült / Küçült : 14 Punto 16 Punto 18 Punto Tarih : 26.11.2009 10:07:10

Dövmeli Mal’akh sahnede!
Amerikalı yazar Dan Brown’ın 12 Aralık’ta Türkçesi yayımlanacak son kitabı Kayıp Sembol’ün (The Lost Symbol) Fransız Paris Match dergisinde yayımlanan ikinci bölümünü de çevirerek aktarıyoruzİlk bölüm, yazarın ‘Da Vinci Şifresi’ ile ‘Melekler ve Şeytanlar’ adlı çok satan iki kitabında da yer alan kahraman Robert Langdon’la başlamıştı. 2. bölümünde vücudu dövmelerle kaplı Mal’akh çıkıyor ortaya

Kendini Mal’akh diye adlandıran adam elindeki iğnenin ucunu, sıfır numaraya vurulmuş kafa derisine batırıp duruyordu. Sivri aletin etine defalarca saplanıp geri çıkması içini ürperten bir zevk duymasına yol açıyordu. Dövme cihazının çıkardığı sesler de tıpkı derinin alt tarafına pigment zerk eden derin iğne darbeleri gibi onda narkoz etkisi yapıyordu.



Artık bir başyapıt oldum.

Dövme sanatının amacı güzelleşmek değil, değişime uğramaktır. Milattan önce 2 binli yılların Nubiye yöresi (Güney Mısır) rahiplerinden günümüzün Moko sanatı icra eden Maori yerlilerine ve antik Roma’daki Kibele inancı müritlerine kadar herkes, dövme yaparken vücuda saplanan iğnenin verdiği acıyı, o kişilerin dönüşüme uğramasını sağlayacak bir tür fedakârlık olarak ele aldı. Tevrat’ın Levitik cildinin 19-28 bölümlerinde vücudun ne şekilde olursa olsun işaretlenmesi katı biçimde yasaklandığı halde, modern çağlarda, akıllı-uslu gençlerden uyuşturucu müptelalarına veya iyi aile annelerine kadar milyonlarca insan dövme yaptırmayı bir olgunluk ritüeli olarak benimsedi. Dövme yaptırma, dönüşebilme yeteneğinin kanıtlanması, bütün dünyanın yüzüne karşı ‘kendi vücuduma mutlak şekilde hükmediyorum’ diye haykırma anlamına geliyordu. Vücuttaki her fiziki değişim, öylesine bir kendini denetleyebilme sarhoşluğu veriyordu ki, milyonlarca insan bu duygunun müptelası oldu. Estetik cerrahi, dövme, vücut çalıştırma, steroid hormonu kullanma hatta bulimya (aşırı beslenme) ve cinsiyet değiştirme (transseksüellik) benzer bir sarhoşluğun dışa vurumu sayıldı. İnsan ruhunun en fazla gereksinimini duyduğu şey, kendini çevreleyen etten zarfı denetim altında tutabilmek.

Evindeki büyük saat 18.30’u çaldığında Mal’akh aletlerini yerlerine yerleştirdi, 1 metre 90 boyundaki iri çıplak vücudunu Kyriu ipeğinden robdöşambrı ile örttü, büyük adımlarla koridoru bir uçtan bir uca kat etti. Pigmentin ve aletleri sterilize etmeye yarayan balarısının kokuları evi adeta tütsülemişti. Önlerinden geçerken paha biçilmez İtalyan antikalarına, yani Piranesi gravürüne, Savonarole koltuğa, gümüşten Bugarini yağ kandiline göz atmayı ihmal etmedi.

Duraksamaya gerek duymadan, yüksek pencerelerden kentin parıldayan ışıklarına da hayran hayran baktı. Kış mevsiminin karanlığa gömdüğü bu gökyüzünde, Capitol’un ışıklandırılmış kubbesi ta uzaktan kendini belli ediyordu.

İşte orada saklı. Oralarda bir yerde gömülü.

Öyle bir sırrın varlığına vakıf olanların sayısı çok azdı. İnanılmaz gücünden ve sırrın hangi dahiyane yöntemlerle gizlendiğinden haberi olanlar daha da azdı. Bugüne bugün ülkenin en büyük hazinesiydi. Gerçeği bilen bir avuç kimse ise bunu sembol, destan ve alegori perdeleriyle maskeliyordu.



Ve kapılarını bana açtılar.

Birkaç hafta önce ABD’nin en nüfuzlu kimi şahsiyetlerinin de hazır bulunduğu karanlık bir törenle Mal’akh dünyanın en eski biraderlik kurumunun en üst derecesi olan 33. dereceye yükseltilmişti. Bu yeni rütbesine rağmen biraderleri ona hiç bir sır vermemişti. Oyunun kuralları hayli karmaşıktı. Her mahfilin kendi içinde mahfiller, birader localarının içinde localar mevcuttu. Güvenlerini kazanıp sırlarını öğrenmesi için daha yıllarca sabretmesi gerekebilirdi. Ne mutlu ona ki, bu sırların en değerli olanlarına kavuşmak için artık beklemesine gerek yoktu. Biraderlere katılma süreci görevini ifa etmişti.

Önünde duran işlerin şevk ve heyecanıyla yatak odasına yöneldi. Verdi’nin Requiem’inden ayinlerde söylenen Lux Aeterna (ebedi ışık) şarkısının bir hadım şarkıcı tarafından kaydedilen son derece nadir bir versiyonu evin farklı noktalarından bir hoparlör ağıyla etrafa yayılıyordu.

Bu hüzünlü müzik ona geçmiş yaşamını anımsattı. Uzaktan kumanda aletinin düğmesine bastı, yine Verdi’nin Requiem’inden, dünyanın sonunu simgeleyen “Dies Irae” bölümünü koydu. Robdöşambrı sinirli baldırları arasında dalgalanırken, davulların ve büyük yaylı sazların sesi mermer merdivenlerde yankılandı.

İki adım arasında midesi açlıktan isyan sesleri çıkardı. Antik geleneklere uygun biçimde ve vücudunu hazırlama amaçlı olarak Mal’akh iki gündür oruç tutuyordu.

Açlığı ve acıları şafak vakti gelince yatışacaktır.

Bir sığınak saydığı yatak odasına nihayet varabildi. Saygıyla odaya girdi ve kapısını içerden kilitledi. Elbise dolabına doğru yol alırken altın yaldızlı dev aynanın çekiciliğine kapıldı. Karşı koyacak gücü kendinde bulamadı ve yüzünü aynadaki hayaline döndü. Paha biçilmez bir armağan paketini çözer gibi yavaşça robdöşambrını üzerinden attı. Çıplak vücudunun görüntüsü onu zevkten mest etti. 



Ben bir başyapıtım.

Adaleli vücudu tamamen kılsızdı. Bakışı öncelikle kartal pençesi desenli dövmeli ayaklarına gitti. Bacaklarındaki motifler, Kudüs tapınağının girişindeki iki sütunu, yani Boaz ve Yahin’i çağrıştırıyordu. Sol bacağındaki spiral seklinde, sağ bacağındaki ise düşey yivli sütunlardı. Kasık ve karın bölgesinde, iki başlı bir Zümrüdü Anka kuşunun süslediği yay biçiminde bir mimari kemer deseni vardı. Her iki başın ortasındaki gözler Mal’akh’in meme uçlarının tam üstüne gelecek şekilde çizilmişti. Omuzlar, boyun, yüz ve çıplak kafa karmaşık semboller ve antik mühürler bütünüyle kaplıydı.

Ben bir ‘artefakt’ım (insan eliyle şekillenmiş bir nesne). Sürekli gelişme halinde olan bir ikonum.

On sekiz saat önce bir fani Mal’akh’in çıplak vücudunu görmüştü. Dehşetle, “Tanrım siz bir şeytansınız” diye çığlık atmıştı.

Mal’akh, “madem öyle düşünüyorsunuz öyle olsun” diye karşılık vermişti.

Eskiler gibi, şeytan ile meleğin kolayca yer değiştirebileceğini ve aynı varlığın farklı kutupları olduğunu biliyordu. Bir savaşta sizin koruyucu meleğiniz olan, düşmanınız için onu mahveden bir şeytan sayılırdı. Mal’akh kafasının üst tarafını tepeden görebilmek için başını öne eğdi. Başının tam ortasında, tacı andıran dövmesiz küçük bir boş bölme kalmıştı. İtinayla korunmuş bu bölge, derisinde bakir kalan tek yerdi. Bu boş alanı sabırla bekletmişti. Bu akşam boşluğu nihayet dolduracaktı. Bu iş için gerekli objeye henüz sahip değildi ama sahip olacağı an hızla yaklaşıyordu.

Heykel gibi vücudundan aldığı destekle, gücünün kabardığını içten içe algılıyordu. Robdöşambrını örterek ayaklarının altında yatan gizemli kenti seyretmek üzere pencereye yaklaştı.



Bir yerlerde gömülüydü.

Ama yapması gereken o anki işine yoğunlaşmalıydı. Makyaj aynasının karşısına geçti, yüzüne, çıplak kafasına ve boynuna dövmelerini tamamen örtecek şekilde özenle bir kat fondöten sürdü. Kılık değiştirmeye yarayacak önceden hazır ettiği elbiseleri giydi, aksesuarları taktı. Giyinik halde aynaya baktı. Sonuçtan memnun, parlayan başına elini götürdü ve gülümsedi.

Sır oralarda bir yerde duruyor ve bulmama yardımcı olacak adam nihayet gelmiş bulunuyor.

Kısa bir süre sonra Capitol’de panik yaratacak olaya kendini hazırlamak üzere dışarı çıktı. Bu akşam tüm koşulların bir araya gelmesi için hiç bir özveriden kaçınmamıştı.

Ve nihayet oyunun son piyonu da satranç tahtasına gelmişti


 Etiketler: Dövmeli  Mal  akh  sahnede! 

 Haberi Ekle ;  Google    Facebook    Digg    Del.icio.us


 Haber Yorumları  yorum ekle


Bu habere henüz yorum yazılmamış ilk yorumu siz yazmak istermisiniz



  • Mine Çakır
  • Aytekin Bayri
  • Erhan Arslan
  • Tufan Özyamak
  • Cihan Erdogan
  • Seyfi Alp
  • Sercan SEZEN
  • ASR-I SAADETE BENZER BİR DÖNEM
    Bolu Haber  Güncel Haberler  Gündemdeki Haberler  Spor Haberleri  Yaşam Haberleri  Medya - Magazin Haberleri  Yemek Tarifi  Ekonomi Haberleri  Eğitim Haberleri  Siyaset Haberleri  Kültür - Sanat Haberleri  Dünya Haberleri  Kadın Haberleri  Bolu Spor Haberleri  Sinema Haberleri  Teknoloji Haberleri  Müzik - Eğlence Haberleri  Sağlık Haberleri  Künye Bolu Haber Postası en ucuz alışveriş Saat Alış Veriş Fırsat Ürünleri samsun oto kiralama karacaoğlu asansör
    Sitede yer alan kullanıcı yorumları üyelik sözleşmesinde kabul edildiği şekilde yorum yapan üyenin şahsi düşünceleridir.

     
    MS Haber bir MS Teknoloji hizmetidir.